Davranış nedir?

Davranış, psikolojik anlamda canlıların dış dünyaya karşı gösterdikleri her türlü eylemin genel adıdır.

Davranış kavramı, canlı organizmanın, iç ve dış etkilere  karşı gösterdiği bilinçli tepki anlamına gelmektedir. Davranışı “hareket”ten ayıran temel faktör, davranışın bir etkiye karşı “bilinçli tepki” olma özelliğidir. Bilinçli davranış esas itibariyle bir nedene dayalıdır ve mutlaka bir amacı vardır.

Hareketten farklı olarak bilinçli davranış, davranışta bulunanın iradesi ve bireysel güdülerini yansıtır. Davranış kavramı psikoloji okulları tarafından farklı şekillerde ele alınır ve tanımlanır. Yapısal psikolojiye göre davranış insanın bilinçli etkinliğidir. Davranış psikolojisi davranışı devinimsel bir yaklaşımla uyarıcı-tepki zinciri olarak tanımlar.

Bütünlük psikolojisi ise insan ile çevresini bir bütünlük içerisinde görür ve davranışı insan ile çevresinin etkileşiminin ürünü olarak görür. İşlevsel psikolojiye göre davranış, insan güdülerini doyurma etkinliğidir. Diyalektik kuram davranışı, insanın kendisini geliştirmek ve çevresini değiştirmek için yaptığı etkinlikler olarak niteler.

Dinamik psikoloji ise davranışın, insanın kendi kişisel çatışmasının ve başkaları ile olan ikili çatışmasının çözümünde bir araç olduğunu savunur. Davranışın tanımında psikoloji okullarının birbirinden bazı yönlerden ayrılması doğaldır; çünkü her okul, insan davranışına değişik yönden yaklaşmakta, bazıları davranışın oluşum sürecine, bazıları davranışın amacına, bazıları da her ikisine birden bakmaktadır.

Bu farklı bakış açıları, farklı davranış tanımlarının ortaya çıkmasına neden olmaktadır. Tanımlardaki farklılıklara rağmen psikoloji okullarının davranışı tanımlamada birleştikleri bazı ortak noktalar vardır. Davranış, insanın yaptığı etkinliklerdir. Bu etkinliklerin başkaları tarafından gözlenmesi veya organizmanın kendisi tarafından algılanması mümkündür. Yapılan etkinlikler bilinçlidir.

Birleşen yönlerine göre davranışı (behaviour), insanın gözlenebilir, ölçülebilir, yinelenebilir ve anlatılabilir bilinçli etkinlikleri şeklinde tanımlamak mümkündür. İnsanın bilinçli yapmadığı kas seğirmeleri (tik), tepkileri (refleks) ve bilinçsiz hareketleri davranış değildir.

Fizyolojik açıdan davranış

Fizyolojik anlamda davranış, organizmaya iç (değişkenler) ve dış faktör (parametre)ler tarafından yöneltilmiş bir enerji akımıdır. Organizma bu akımı algılar, yorumlar ve geri bildirim olarak çevreye ve uyaranlara uyum göstermek için kullanmaya çalışır.[v] Davranışın rasyonel temelini oluşturan temel faktör, uyaranlarla, bunlara bir cevap olarak verilen davranış arasındaki uyumluluktur.

Uyaranla, davranış arasındaki uyum hali, organizmanın içinde bulunduğu çevreye karşı bir “denge hali”ni oluşturur. İnsan  sinir sisteminin etkisiyle davranışta bulunur. Sinir sistemi “çevresel” ve “merkezi sinir sistemi” olmak üzere iki temel kategoriye ayrılır. Çevresel sinir sistemi, duyu organlarını, kasları, iç salgı bezlerini ve iç organları, omurilik ve beyinle ilişki haline sokan nöronlardan oluşur.

Bu nöronlar, merkezi sinir sistemine bilgi taşırlar ve merkezi sinir sistemi beyin ve omurilikten oluşur. Merkezi sinir sistemi, insan bedeninin davranış ve işlevlerinin tümünü koordine eder ve bir bütün halinde işlemesini sağlar. İnsanın fiziksel, psikolojik veya sosyal psikolojik davranışlarını koordine eden sistem, merkezi sinir sistemidir.

Çevresel sinir sistemi sayesinde dış dünyada olup bitenler, duyu organlarına bağlı nöronlar aracılığıyla beyne aktarılır. Çevresel sinir sistemini oluşturan nöronlar yalnız dış dünyadan değil, vücudun içindeki “iç dünya”dan da bilgi verir ve beyin dış dünyayı etkilediği gibi, emirler göndererek iç organların çalışmalarını düzenler. Çevresel sinir sisteminin dış dünyayla ilgili kısmına bedensel (somatik) bölüm, iç organlarla ilgili kısmına otonom bölüm adı verilir.

Otonom bölüm kendi içinde sempatik ve parasempatik sistem olmak üzere iki kısma ayrılır. Sempatik sistem, genelde iç organların çalışmasını hızlandırıcı yönde etkide bulunur. Parasempatik sistem ise, iç organların çalışmasını yavaşlatıcı bir etkide bulunur.

Fizyolojik anlamda bir davranış, algılayıcı işlev gören sempatik sistem ve dengeleyici parasempatik sinir sisteminin kontrolünde gerçekleşir. Birey fiziksel bir uyarım aldığında, bu uyarı sinir enerjisi olarak beyne iletilir ve beyin bu uyarımı ilgili bölümünde algılar. Sırasıyla tutum ve davranış söz konusu uyarımın algılanmasından sonra ortaya çıkar. Kısaca fiziksel anlamda davranışın ortaya çıkması vücudun uyarımlara verdiği cevap şeklinde olmaktadır.

Psikolojik açıdan davranış

Psikolojik anlamda davranış, gözlenebilen veya ölçülebilen “bilinçli” faaliyetlerin tümüdür. Bu anlamda davranış tepki, hareket–reaksiyon, düşünme, hissetme, beceri, tutum ve tercih gibi insan yönelimlerini anlatmak için kullanılır. Burada davranış kavramı his, tutum ve zihinsel süreçleri, doğrudan gözlenemeyen bütün iç devinimleri kapsar.

Psikolojik açıdan her davranış, bir ihtiyaca yöneliktir ve temelinde motifler vardır. Motifler davranışların niçinleridir. Motifler bilinçli ya da bilinçsiz amaçlara yönelmiştir ve temelinde kişisel ihtiyaçlar olabilir. Bu itibarla davranışlar  kişiliğin yansıması sonucunda ortaya çıkar. Kişiliğin göstergesi olan psikolojik davranışlar iki grupta değerlendirilir.  Bunlar “akresif” karakterleri davranışlar ve “depresif” karakterli davranışlardır.

Agresif davranışlarda kişi çevresine yönelmiştir. Bilinç altı birikimini kuralsız bir şekilde çevresine yöneltir.[x] Akresif davranış gösterenler çevreleriyle çatışma halindedirler. Daha çok A tipi kişiliklerde görülen akresif davranışlar, örgütsel çatışmanın ve iş stresinin kaynaklarının başında gelir. Depresif davranış gösterenler ise, içe dönük ve uyaranlarını kendi içinde yaşayan insanlardır.

Bu nedenle bilinçaltları dolu ve çatışma potansiyelleri yüksektir. Kendileriyle barışık olmayan, kendilerini üretemeyen, kararlı denge durumuna kolay ulaşamayan, öz saygıları zayıf insanlardır. Depresif karakterli insanlar, yeni durumlar karşısında kendilerini yeniden kurgulayamadıkları için bunların geçimsizlikleri kendi benlikleriyledir.

Agresif davranış gösterenler yöneticilerine, iş arkadaşlarına ve ailelerine  karşı olumsuz davranırlar; çünkü, algılama-tutum-davranış ilişkisi, kurumsal ve bireysel yaşamın belirleyici unsurlarıdır.[xi] Bireyler algıladıkları yönde tutum geliştirir ve tutumları yönünde de davranma eğilimine girerler.

Önemli olan kurum içinde gerçekte yanlış davranışların olup olmaması değil, bunun bireyler tarafından nasıl algılandığıdır. Kurumsal kültür ve normlara uygun olmayan davranışların algılanma derecesi, agresif davranışın boyutlarını ortaya koyar.

Sözlükte "davranış" ne demek?

1. Davranmak eylemi ya da biçimi, tutum, muamele, hareket.
2. Fels. dıştan gözlemlenebilecek tepkilerin toplamı.
3. Organizmanın uyaranlar karşısındaki tepkilerinin tümü.

Davranış kelimesinin ingilizcesi

adj. behavioral, behavioural [Brit.]
n. behavior, behaviour [Brit.], attitude, conduct, action, demeanor, demeanour [Brit.], manner, doings, way, act, bearing, deal, dealing, deportment, form, proceeding, stroke, treatment, turn

Yorumlar

Bu sayfa ait yorum bulunamadı. İlk yorum yapan siz olun.

Yorum ekle

Vazgeç